Fotoğraf Baskısı ve bir usta

Bir portre bir benzerlik değildir. Bir duygu ya da hakikat fotoğrafa dönüştürüldüğü an artık hakikat değil bir görüştür. Bir fotoğrafta tam olmayış diye bir şey yoktur. Tüm fotoğraflar doğrudur. Bunların hiçbiri gerçek değildir”Richard Avedon 20. yüzyılın ikinci yarısının en güzide ve önemli portre ve moda fotoğrafçılarından biridir. Avedon fotoğraflarıyla modanın enerjisini, özgürlüğünü ve heyecanını halkın benimseyeceği bir şekle sokmuştur. Fotoğraf baskısı Amerika’nın stil, güzellik ve kültür imajlarını tanımlamasında yardımcı olmuştur.Avedon’un çağdaşlarından en büyük farkı üslubudur. Biçim ve içerikteki farklılığı ile hem geçmiş dönem moda-portre fotoğrafçılarından hem de dönemindeki fotoğrafçılardan ayrılır. Dönemin diğer moda ve portre fotoğrafçılarının aksine beyaz bir fon ve mükemmel olmayan, basit bir ışık kullanır stüdyosunda. Bunu şu sözlerle açıklar Avedon: “Benim fotoğraf tercihim bir dizi ‘hayır’a dayalıdır. Kusursuz bir ışığa hayır, kolay anlaşılan kompozisyonlara hayır, poza ya da hikayeye hayır. Bütün bu hayırlar beni evete yönlendiriyor. Beyaz bir fona sahibim. İnsana sahibim ve aramızda olan şeyle ilgileniyorum.” Bu sözleriyle moda-portre fotoğrafçılığına yeni bir boyut getirir. Beyaz fon ile kişileri mekanın karmaşıklığından soyutlar ve ışıkta teknik mükemmelliği bir kenara bırakarak, çekeceği portre ile arasındaki ilişkiye odaklanır.

avedon

Richard Avedon, o zamana kadar hep durağan, poz vererek çekilmiş moda fotoğraflarını sorgulamıştır. Sonucunda ortaya hareket halinde, belirgin bir duyguyu deneyimleyen insanların fotoğrafları çıkmıştır. Avedon fotoğraf çekilirken fotoğraflanan insanla arasındaki etkileşime çok önem vermiştir. Çekimden önce modellerin sevdiği müzik veya yemekleri hazırladığı bilinmektedir.          Avedon, sanata ilgi duymasınını iki sebebe bağlar. Birinci sebep, ünlü besteci Sergei Rachmaninoff ile komşu olmasıdır; bu sanatla tanışmasını sağlamıştır. İkincisi ise ablasının güzelliğine olan hayranlığıdır; onun etkisiyle kafasında kadın güzelliği hakkında bir ideal oluşmaya başlar. Modayla ilgilenmeye başladığı gençlik yıllarında ablasını model olarak kullandığı çok sayıda fotoğraf üretmiştir. Askerlik yıllarında portre ile tanışmış, bu dönemde ürettikleri çoğunlukla ticari portre fotoğrafları olmuştur. İkinci dünya savaşından sonra Harper’s Bazaar dergisinde kadrolu olarak çalışmaya başlar. Bu Harper’s Bazaar ve Vogue için çalışacağı uzun dönemin başlangıcıdır.1950’lerin Beat kuşağı ile başlayan toplumsal değişim, Avedon’un portrelerine de yansımaktadır. Bu dönemde Avedon, egemen sınıf, politikacılar, müzisyenler ve  sanatçıların tercih ettiği portre fotoğrafçısı olmuştur. Böylece dönemin önemli figürlerini fotoğraflayarak dönemin bir profil çıkarmıştır.Avedon’un her zamanı ticari fotoğraf hayatına parallel olarak sanat dünyasında da bir yaşantısı olmuştur. Fotoğrafçılıkla birlikte gelen sorumluluğu hissettiğini ifade etmiştir ve moda çekimlerinden gelen kazanımlarını klasik belgesellere yatırdığı bilinmektedir. 1960ların ABD’sinde siyahların sivil hakları için verdiği mücadeleyi güney eyaletlerinde belgelemiştir, Vietnam’da napalm bombasından kaynaklanan yaralarını gösteren insanların portrelerini çekmiştir. Fotoğrafları 1962 yılında Smithsonian Institute’da gösterilmeye başlanmış ve seneler içinde çeşitli galeri ve müzelerde sergilenmiştir. 20. yüzyılın en güzel ve ünlü kadınlarını, sinema oyuncularını, yazarları, tiyatrocuları, mankenlerini fotoğraflamış olsa da kendi için de fotoğraf serileri üretmiş kitaplar yayınlamıştır.Bir çok fotoğraf baskısı çok yüksek fiyatlarla alıcı bulmuştur.

avedon2

Bir Selim Süme derlemesidir.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.